Etiket: kimlik ve kişilik oluşumu

Kimlik ve Kişilik Oluşumu

Kimlik ve kişilik oluşumu direkt olarak bulunduğunuz ortamda empoze edilen şeylerdir daha sonra bu empoze edilen bilgileri siz aklileştirerek savunmak durumundasınız.

Bu bir inanç değer yargıları eşyayı yorumlama şekliniz evreni yorumlama şekliniz iki dönemde netleşir.

Birincisi iki üç yaş arasında bir yaşından sonra ikincisi ergenlik dediğimiz on üç yirmi yaş arasındadır. Bu ne demektir.

Bu fiziksel bir ihtiyaç aslında fizyolojik bir ihtiyaç psikolojik bir ihtiyaç ne derseniz deyin.

Yani etrafta bulunan malzeme ile ne tür ilişki kuracağına karar vermek isteyen bir bebek bir kaosun içine düşer masa ne işe yarar sandalye ne işe yarar koltuk ne işe yarar tuvalet mutfak ne işe yarar bunlar yenilir mi içilir mi yutulur mu ne zaman hangi süreyle ne kadar iletişim kurulur.

Bu kaostan bebeğin kurtulabilmesi için model olan etrafındaki anne ve babanın o eşya ile nasıl iletişim kurduğunu görür.

Eğer anne babanın tercihleri o eşya ile iletişim şeklinde özel bir model oluşturmuşsa o model çocuk tarafından içselleştiriliyor.

Kişiliğinin temel yapısı oluyor. Ne demek kişiliğin temel yapısı bir masayla bir sandalyeyle yani dışarıdaki herhangi bir nesneyle diğer bir insanla iletişim şekli on iki tane kalıp altındadır.

Dünyadaki bütün yedi milyar insanı şuraya toplayalım bir nesneyle diğer bir insanla ortalama ilişki şeklini on iki tane gruba kümeye ayırabiliriz.

Bunun alt kümleri olabilir ama bu on iki küme nedir. Anne ve babanın birbirleri ile ilişki şeklini veya gelen misafirlere veya yakınlarla ilişki şekilleri çocuk tarafından içselleştirilmesidir.

Yani kişiliğin ilk oluşum sürecidir. Böyle çok gurur duyduğumuz kişiliğimiz var ya hepimizin kendin beğendiği.

Goethe’nin dediği gibi vay bu Allah ne kadar adaletsiz demiş kızmış, kızmış daha sonra şehre dolanmaya çıkmış insanların kimi aptal kimi ahmak kimi başarılı kimi becerikli kimi beceriksiz ya siz kendinizden ve aklınızdan memnun musunuz demiş insanlara çok memnunuz demişler bir daha dünyaya gelsek kendi aklımızı isterdik dönmüş yukarıya ya rabbi ne kadar adil davranmışsın sen.

Evet, herkesin kendi tasarımı kendi için müthiştir.

Başkalarının gözünde alçak ya da yüksektir. Bu on iki kişilik örüntülemesi birincisi paranoid yapı şüpheci anne babanın çocuğu şüpheci olacaktır.

Güvensiz olacaktır. Pencereye güvensiz yaklaşıyor kapıya güvensiz yaklaşıyor gelen insana güvensiz yaklaşıyor tüm mimik jest ve davranış hareket duygu sezgi hep bunu veriyor çocuğa ve çocuk bu oluyor.

Şizoid yalnız başına yaşamayı tercih eden insan sosyal ilişkileri yok izole bir hayat asosyal yapı. Çocuk bunu öğreniyor ve bakıyorsunuz sınıfta yalnız başına duran bir çocuk. Okullara giderin bazen ilkokulların kenarından bakarım çocuklar cıvıl, cıvıl ama aralarından bir kaç tanesi kendi aralarında yalnız başına dururlar onlar gruptan hoşlanmazlar tek başlarına bulunmak onları rahatlatır.

Çünkü anne babaları da öyledir. Üçüncü grup şizotipal nesnelerin elle tutulur gözle görülür beş duyu ile algılanır bir ortamda olduğunu bilen bir yapı ailede bir problem yoktur ama aile bir takım ruhsal varlıklardan bahsediyor büyü diyor sihir diyor nazardır cinlerdir perilerdir cadılardır.

Çocuk masa da ve şu ortamda bulunan varlıkların ötesinde bir takım garip varlıkların onun hayatına müdahil olabileceği şeklinde bir ortamda yetişir ve ondan korunmak içinde bir takım anne babanın garip davranışlarını izliyor. Nedir tütsüleme kurşun dökme muskalar yazdırma bir takım ritüelleri yerine getirme ve çocuk bunlarla korunduğunu kabul ediyor.

Amerika’da da var Japonya’da da var Türkiye de, de var herkesin kendi inançlarına ve kültürel atmosferine uygun olarak ama tablo aynı her yerde şizotipal acayip insanlar. İkinci grupta narsistik bencil sadece kendini beğenmiş kendine tapınan insan tipi ya annenin çocuğum bu şekilde kutsaması veya aile bireylerinin model olarak narsist yapı içersinde bulunması.

Her şeyi hak etmişlik duygusu içinde bulunması. Anti sosyal vicdanı yok haz var hazzı tatmin için polise yakalanmadan devlete yakalanmadan her şey mubah. Anne baba böyle birini tercih ediyor. Oğlum diyor bugün iyi gasp yapabildin mi pazaryerinden iyi cüzdan yürütebildin mi? eğer polise yakalanmadan yürüttü ise evde kutlama yapılıyor şişeler açılıyor. Böyle bir hayat.

Anti sosyal yapı psikopat dediğimiz yapı, genellikle cezaevlerinde bunlar çünkü. Diğer bir yapıda borderline yapı, kendini iyi ve kötü hisseden yapının dört beş yaşlarında sistemin kapanmaması yarım kalması hayat boyunca hep kendini dışarıdan aynalandığında iyi hissettiğinde iyi kötü bakışları olduğunda kendini kötü hisseden insan.

İyi olduğu zaman müthiş iyi, kötü olduğu zaman müthiş kötü.histironik yüzeysel duyguları var anne baba yüzeysel derinliğine ilişkiler kuramıyor. Kahkahaları yüzeysel ağlaması yüzeysel insan ilişkilerinde bir sığlık var. Derinliğine bir ilişki derinliğine bir dostluk kurma becerisi yok anne babanın çocukta onları modellediği için diğer insanlarla ilişkilerinde hep yüzeysel ilişki içerisinde şurada sizin köpeğiniz öldü diye arkasını döner beş dakika sonra kahkahalardan kırılır.

Şurada sizin annenizin ölümüne çocuğunuzun ölümüne sizden daha fazla kahrolduğunu söyler köşeyi döner dönmez bir başkasının anlattığı fıkraya kahkahalarla güler. Onun için gayet doğaldır. Değişkendir. Diğer bir kişilik örüntüsü bağımlı kişilik anne baba birbirine bağımlı, bağımlı birbirlerinden ayrı hareket edemiyorlar.

Çocukta hayatta hep birilerine bağımlı olma mecburiyeti hissediyor. Çekimser kişilik nane baba çekimser korkak ürkek çocuk çekimser oluyor. Anne baba mükemmelci obsesif kumpulsif ayrıntıcı mükemmelci kurallar müthiş. Evet, içeriye girdiği andan itibaren şu çizgiyi geçemezsin ayakkabı şurada çıkarılacak manto ceket buraya asılacak.

Eller yıkandıktan sonra içeriye gireceksin hiç bir yerde toz yok her şey simetrik böyle bir yerde çocuk mükemmelci obsesif kumpulsif olacak yani duygular mühim değil kuralları yap yeter. Kuralların çocuğu. Pasif agresif tepki gösterecek ama pasif duruyor. Gandi yöntemi self defeating başkaları için kendini heder ve kurban ediyor ama kendi için hiç bir şey yapmıyor bunlar ana kişili örüntülerinin çocuk tarafından modellenmesidir. Çocuk bu modelleri aldıktan sonra nesne ile ilişkisi kolaylaşır.

Çocuk artık anlam kazanmıştır. Artık neye nasıl davranacağı bellidir kaostan kurtulmuştur. Ne zamana kadar ergenlik dönemine kadar. On üç yaşına geldi çocuk kıyamet kopar. On iki on üç yaşlarında kıyamet kopar ne olur. Her şey patlar bir kere hormonal yapı bir anda değişir. Vücudun fiziği değişir zihnimizde kendilik tasarımı on iki yaşında on üç yaşında küçük bir çocuk yaramaz afacan ne derseniz. Ama bu iki yılda boy atmış diğer insanlar adam gibi bakıyorlar. eşşek kadar adam olmuşsun utanmıyor musun böyle gitmeye.

Ya ben daha çocuğum ama fark ediyor ki içerdeki tasarımıyla dışarıdaki insanların bakışları farklılaşmış boy atmış vücudu büyümüş semboller seks karakterleri çıkmaya başlamış hanım kızımız göğüsleri olmaya başlamış delikanlının hafif sivilceleri tüyleri çıkmaya başlamış. Ve insanlar bunun farkında oluveriyorlar ama o buna hazır değil ki her şey yıkılıyor işte bu dönemde hormonal pompalamayla beraber cinsel duygular ve cinsel yapı aktifleşiyor.

Karşı cins önem arz ediyor. İşte bu dönemde bir yaşındaki çocuğun isyanı gibi ikinci bir isyan hakkı tanınıyor.

Oğlum kızım dünyayı tanıdın bilgilerin yeterli artık yeniden kendini istediğin gibi inşaa edip yapılandırabilirsin. Sana ikinci bir fırsat tanıyoruz. Yaş on iki on üç. On iki on üç yaşlarında çocukların yaptıkları ilk şey ebeveynlerine isyan etmektir. Aynı bir yaşında olduğu gibi. Bırak benim hayatıma girme karışma benim hayatıma dünyanın en iyi anne babası olsanız o dönem isyan dönemidir.

Çünkü yapı böyle bir epigenetik açılım gösteriyor. Ben tek ve özerk olmak istiyorum. Tamam, beni büyüttünüz yetiştirdiniz yedirdiniz içirdiniz ama gölgenizi istemiyorum üzerimde çekin ellerinizi utanıyorum sizden. Anne babalar bana geliyorlar yav bir dediğini iki etmiyoruz odasında her şeyi var inan ki canımızdan kıymetli ama bir aksileşti bir tersleşti biz bir diyoruz o iki diyor biz iki diyoruz o bir diyor. Olmaz böyle bir şey. yav doktor bey dışarıda soğuk hava dışarıda yağmur yağıyor. Oğlum şu montunu giy kızım şu kabanını giy.

Tam giyerken çıkarıp yere vurup çıkıyor olmaz ki böyle şey. Ne yapıyor aslında delikanlının hanım kızın tek bir derdi var.

Kimsenin üzerinde iktidar gölgesi olmadan hayatını kendi belirleyebildiğini kendine ispat etmeye çalışıyor. Kontrol ettikleri her şey çocuğun tepki göstermek zorunda olduğu datadır. Kontrol etmek istemedikleri şeyle çocuk ilgilenmez. Bakar hangi alanlarda benim üzerimde kontrol var.

Ders çalışmamı ders çalışmaz gelme saatimi geç gelir uykudan uyanma saatimi geç uyanır.

Yatma saatimi geç yatar neyse sizin istediğiniz onun tersini yapabilme gücü bulacak ki. Hayatı size rağmen ayrı bir varlık olarak sürdürebileceğine olan yetisi ve inancı pekişsin. İşte bu dönemde anne babalar olgun bir şekilde karşılasalar daha büyük şeylerden koruyacak şekilde takip eder ama onun özgürlük alanını ona bırakırlarsa bu dönem sesiz ve sakin atlatılır.

Bu dönem çocuğun ebeveyne karşı tepkisellik dönemidir. Kimlik dediğimiz şey kişilik dediğimiz şey veya değer yargıları dediğimiz şey anne ve babanın dediğinin tersini yapmaktır.

Anne babayı gıcık etmek için onun inandığı değer verdiğinin tersine sahip olmaktır. Burada çocuk rol denemeleri yapar. Henüz ne olduğunu kendi bilmemekte ama bir çepere ihtiyaç var bir kimliğe ihtiyaç var. İşte kimliğin oluşum evresi bu on üç ile yirmi yaş arasında bir, bir sıvı düşünelim sıvı içine koyduğu nesne tasarımları o güne kadar getirdiği tüm tecrübeler.

Onu bir kaba koyacak bu kap farklı kaplardır şişe yani kimlik şekillenmesi ben neyim diye kendini tanımlarken kendini tanımlayacağı bir kaba ihtiyaç vardır. Ben özgürlükçüyüm ben hümanistim ve yardımseverim mütevazıyim ben hayvanlara aşığım ben doğa dostuyum ben milliyetçiyim ben dinciyim neyse onun bir çepere ihtiyacı vardır.

Bu çeper evreni anlamlandırmada onun işini çok kolaylaştıracaktır. Bu dönemlerde çocuklar hem ailelerinden aykırı düşünmek hem de rol denemeleriyle toplumun kabul edebileceği bir rolü başarmak o rolün kalıcılığını temin etmek hem de dünyayı anlamlandıracağı bir dünya görüşüne sahip olmaktır. Her toplumda bu dönem bu şekilde olmaktadır.

İşte biz bu dönemimizde anne babamız ve etrafımızdaki bireyler ve insanlar bizi çok sakin dinleyebiliyor değer veriyor bir fikrimiz tartışmaya açabiliyor yargılamıyor işte o zaman biz hissediyoruz ki biz bir değeriz biz bir bireyiz. Cidden alay edilmeden dalga geçilmeden aynı diğer insanlara yapıldığı gibi kendisine bir muamele yapılıyor.

İşte bu değer olma birey olma özerk olma duygusu yavaş, yavaş içselleşiyor. O dönemce çocuk rol denemelerinde kendini tanımlayacak futbolcudur çalışkan öğrencidir resim yapandır müzisyendir iyi koşandır temizdir tertiplidir yaramazdır afacandır kahramandır sinemadan anlayandır doktor olacak olandır mühendis olacak olandır avukat olacak olandır ticaret yapacak olandır.

Ne yapıyor bir sürü rolleri deniyor. Bu dönemlerde on beş gün sürer bir hafta sürer bazen bir gün sürer. Ben bu dönemde bir saz merakım olmuştu gitmiştim harçlığımla bir saz almıştım. Böyle acayip saz çalacaktım.

Kucağıma aldım sazı fakat öyle sazın tellerine vuruyorum ama o radyodaki gibi çıkmıyor ses ben hemen çıkacak zannediyordum bir iki uğraştıktan sonra yarım saat sonra o işin bana göre olmadığını anladım. Baştan tabi aileniz panikliyor on iki on üç yaşında bir delikanlı sazcı mı olacak yani doktor olmasını mühendis olmasını beklerken anne baba şekil vermeye çalışıyor.

Belki üzerime baskı kurup sakın haa saz çalmayacaksın deselerdi bugün iyi bir saz üstadı olabilirdim. Böyle bir rol işte böyle rollerden birtakım rollerden toplum tarafından onaylanıp değerli bulunup ta takdir edilirse bu rol kalıcı bir role dönüşüyor.

O bizim kimliğimizin ana ekseni oluyor. Bu mana da eğer akıllı bir ebeveyn isek çocukta hangi rolün kalıcı olmasını istiyorsak bütün stratejilerimizi onun üzerine yapabiliriz yani olumlu pekiştireçler. Ona saygı duyma aman tanrım müthiş yapıyorsun istemediğimiz şekli ilgili olarak ta belki eh idare eder dersek o rolden çocuk veya çevre vazgeçirmeyi temin ediyor.

İşte bu yapılar on üç yirmi yaş arasında kimlik ve kişiliği bu harmanlanması kendine ait bir tarz çıkarıyor. O yaşa kadar anne babanın sentezi veya kopyası olan yapı anne babanın haricinde öğretmenler idol edindiği insanlar arkadaşlardan almış olduğu rol örneklerinden rol fragmanlarından onları güzel bir teknede hamur gibi yoğurup kendine has bir hamur inşaa ediyor.

Bir kek yapıyor, bir kumaş dokuyor. Artık onun kimliği diğerlerinden farklıdır. Ama içine girdiğimizde hep başkalarından alınmış parçalardan oluştuğunu görürsünüz. İşte bu, bu kimlik yapı kendi içinde dengeli ise kendi içinde sağlıklı ise kendi içinde sağlıklı ve rasyonel ve reel yapılar içeriyorsa toplumsal ilişkilerinde nesne ilişkilerinde doygun dingin huzurlu barışık üretken ve sevecen bir yapıyı ortaya çıkartıyor.

Alıntı www.psikoterapi.com

Psikolog/Psikoterapist Tülay ASAL